Monthly Archives: Ağustos 2011

Diabetik Retinopati

Diyabetik (Şeker hastalığına bağlı) Göz Hastalığı Nedir?

Diyabetik göz hastalığı, bu hastalığa yakalanan kişilerde görülebilecek bir grup göz rahatsızlığını ifade etmektedir. Bu rahatsızlıkların tümü ciddi görme kaybı ve hatta körlüğe neden olabilmektedir.

Diabetik göz hastalığı sonucu karşılaşılabilecek en önemli problemler:

Diabetik retinopati: Retina (ağ tabaka) damarlarının şekere bağlı tahribatı sonucu ortaya çıkar.

Katarakt: Lensin (göz merceği) bulanıklaşmasıdır. Şeker hastalarında katarakt daha erken yaşta ortaya çıkmaktadır.

Glokom (göz tansiyonu):Görme siniri harabiyeti yaparak görme kaybına neden olmaktadır.Diyabetli bir hastada glokoma yakalanma riski diğer yetişkinlere oranla yaklaşık iki kat daha fazladır.

Diyabetik Retinopati Nedir?

Diyabetik retinopati diyabete bağlı göz hastalıkları içerisinde en sık görülenidir ve yetişkinlerde önemli bir körlük sebebidir.

Retina tabakasındaki damar yapısının bozulmasıyla ortaya çıkar bunun sonucu olarak diyabetik retinopatili bazı insanlarda damar içerisindeki kanın sıvı kısmı dışarı sızabilmektedir. Hastalık ilerledikçe, retina yüzeyinde anormal yeni damar oluşumları meydana gelmektedir.

Diyabetik retinopatisi olan hastaların başlangıçta görmelerinde bazı değişiklikler ortaya çıkabilir. Diyabetin süresiyle diyabetik retinopatinin ortaya çıkma ve görme kaybına gidebilecek ciddi retina problemlerinin görülme olasılığı artmaktadır. Diyabetik retinopati genellikle her iki gözü birlikte etkilemektedir.

Nedenleri ve Risk Faktörleri

Diyabetik Retinopati Nasıl Görme Kaybına Neden Olmaktadır?

Diyabetik retinopati sonucu hasar gören kan damarları iki yolla görme kaybına neden olmaktadır:

  • Kolaylıkla kanayan, anormal kan damarları gelişebilir ve bunların göz içine kanaması sonucu görmede bulanıklık ortaya çıkar. Bu olay hastalığın en ileri ve dördüncü evresi olan proliferatif retinopati evresinde gerçekleşmektedir.
  • Diyabet hastalığı nedeniyle bozulan kan damarı duvarlarından kanın sıvı kısmı keskin ve merkezi görmenin gerçekleştiği makulanın (sarı nokta) merkezine sızabilir. Sızan sıvı makulada şişme ve görmede bulanıklaşmaya neden olur. Bu durum makula ödemi olarak adlandırılmaktadır. Makula ödeminin ortaya çıkma riski her ne kadar hastalık ilerledikçe artsa da hastalığın herhangi bir evresinde görülebilmektedir. Proliferatif diyabetik retinopatisi olan hastaların yaklaşık olarak yarısında aynı zamanda makula ödemi de bulunmaktadır.

Kimler Diyabetik Retinopati Riski ile Karşı Karşıyadır?

Gerek tip I gerekse tip II diyabeti olan tüm insanlar için bu risk bulunmaktadır. Bu nedenle diyabeti olan herkesin en azından yılda bir kere genişletilmiş göz bebeğinden kapsamlı bir fundus ( göz dibi) muayenesi yaptırmasında fayda vardır. Bir kimse ne kadar uzun süredir diyabet hastası ise bu kişide diyabetik retinopati gelişme riski o kadar fazlalaşmaktadır. Diyabet hastalarının yaklaşık olarak %40-45′inde herhangi bir evrede diyabetik retinopati görülmektedir. Diyabetik retinopatisi olan bir hastaya doktoru tarafından hastalığın ilerlemesinden korunmak amacı ile tedavi önerilebilir.

Gebelik esnasında diyabetik retinopati, diyabetli gebe için problem olabilmektedir. Görmenin korunabilmesi için tüm diyabetik gebelerin mümkün olan en kısa sürede detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırmasında fayda vardır. Gebelik esnasında doktorunuz tarafından ilave bir takım tetkikler istenebilir.

Görmenizi Korumak için Neler Yapabilirsiniz?

Eğer diyabet hastası iseniz en azından yılda bir kere detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırmalı ve şunları aklınızda tutmalısınız:

  • Proliferatif retinopati hiç bir semptom olmaksızın gelişebilir. Bu ileri evrede hasta, görme kaybı açısından yüksek risk altındadır.
  • Makula ödemi hiç bir semptom oluşturmaksızın diyabetik retinpatinin herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir.
  • Hastada hem proliferatif retinopati hem de makula ödemi bir arada gelişse bile kişinin görmesi iyi olabilir. Bununla birlikte bu hastalar görme kaybı açısından yüksek risk altındadırlar.
  • Doktorunuz gözünüzde diyabetik retinopatinin herhangi bir evresini veya makula ödemini saptadığında bunu size belirtecektir. Görmenizde değişiklik olsun veya olmasın erken tanı ve zamanında tedavi görme kaybını önleyebilir.

Eğer hastada diyabetik retinopati tespit edilmişse daha sık göz muayenesi gerekebilir. Proliferatif retinopatisi bulunan hastalar, zamanında tedavi ve düzenli takip sayesinde körlük risklerini %95 oranında azaltabilirler.

Diyabetli hastalar üzerinde yapılan çalışmalar, kan şekerinin iyi kontrolünün retinopatinin ortaya çıkış ve ilerleyişini yavaşlattığını göstermektedir. Kan şekerini mümkün olduğunca normal sınırlara yakın olarak tutabilen diyabet hastalarında aynı zamanda böbrek ve sinir hastalığı da daha az görülmektedir. İyi bir kan şekeri düzeyi kontrolü laser ihtiyacını da azaltacaktır.

Diğer bazı çalışmalar yüksek kol tansiyonu ve kolesterol düzeyinin düzeltilmesi ile görme kaybı riskinin azaltılabileceğini göstermiştir.Bunların düzeltilmesi görmenizi korumaya yardımcı olacağı gibi genel sağlığınız için de önemlidir.

Tedavi

Diyabetik Retinopati Nasıl Tedavi Edilir?

Diyabetik retinopatinin ilk üç evresinde makula ödeminiz olmadığı sürece tedavi gerekmeyecektir. Diyabetik retinopatinin ilerlemesinden kaçınmak için şeker hastalarının kan şeker, kan kolesterolü ve kan basıncı düzeylerini kontrol altında tutulmalarında fayda vardır.

Proliferatif retinopati lazer ile tedavi edilir. Bu yöntem scatter (dağınık) laser tedavisi olarak isimlendirilmektedir. Laser tedavisinde amaç anormal kan damarlarının kapatılmasına yardımcı olmaktadır. Doktorunuz gözünüzün retina tabakasında anormal damarların kapanması için makula bölgesinden uzakta 1000-2000 laser yanığı oluşturur. Tedavide oldukça fazla sayıda laser yanığı oluşturmak gerektiğinden, tedavi genellikle iki veya daha fazla seansta tamamlanmaktadır. Her ne kadar tedavi sonrası çevre görmede azalma olabilse de laser tedavisi ile mevcut görme düzeyiniz korunabilir. Laser tedavisi renk görme ve gece görme düzeyinizde hafif bir azalmaya neden olabilir.

Laser tedavisi anormal kan damarları kanamaya başlamadan önce uygulandığında daha etkili olmaktadır. Bu nedenle diyabet hastaları düzenli olarak genişletilmiş göz bebeğinden detaylı göz dibi muayenesi yaptırmalıdır. Kanama başlasa bile kanama düzeyine bağlı olmak koşuluyla yine de laser tedavisi mümkün olabilir.

Eğer kanama şiddetli ise vitrektomi olarak isimlendirilen bir ameliyatın uygulanması gerekebilir. Vitrektomi ameliyatı ile gözün içindeki kan temizlenmektedir.

Makula ödemi nasıl tedavi edilir?

Makula ödemi laser ile tedavi edilmektedir. Bu yöntem fokal (odaksal) laser tedavisi olarak isimlendirilmektedir. Doktorunuz makulayı çevreleyen retinada sızıntıya neden olan bölgeye çok sayıda küçük laser yanığı yerleştirir. Bu yanıklar sızıntıyı yavaşlatarak makulada biriken sıvı miktarını azaltır. Genellikle tedavi tek seansta tamamlanmaktadır. Bazen daha yoğun tedavi gerekebilir.

Bazı hastalara mevcut sızıntıyı engellemek için birden fazla fokal laser tedavisi uygulamak gerekebilmektedir. Eğer her iki gözünüz de de makula ödemi varsa ve lazer tedavisi gerekiyorsa genellikle önce bir gözünüze tedavi uygulanmaka diğer gözün tedavisi için bir kaç hafta beklemek gerekmektedir. Fokal laser tedavisi mevcut görmenin korunabilmesine yardımcı olur. Aslında bu tedavi görme kaybı riskini %50 oranında azaltmaktadır. Oldukça küçük bir grup hastada eğer görme kaybı oluşmuşsa bir miktar görme artışı olabilmektedir. Eğer görme kaybınız olursa göz doktorunuzla irtibata geçmelisiniz.

Makula ödeminin tedavisinde lazer tedavisine yanıt vermeyen olgularda uygulanabilecek diğer bir yöntem intravitreal (göz içi) enjeksiyondur. Bu tedavi yönteminde göz içerisine küçük bir iğne ile özel ilaçlar enjekte edilmektedir. Bu uygulama genellikle ameliyathanede yapılmaktadır. İşlem çok kısa sürmekte ve genellikle hasta hafif bir iğnelenme hissetmektedir. Hasta işlem sonrası evine gidebilmektedir.


İntravitreal Enjeksiyon

Laser tedavisi ve intravitreal enjeksiyon tedavisine dirençli bazı olgularda ve görme merkezi üzerinde göz jelininin çekinti uyguladığı hastalarda vitrektomi ameliyat ıda makula ödemi tedavisinde uygulanabilmektedir.

Laser tedavisi esnasında ne olmaktadır?

Lazer tedavisi doktorunuzun çalıştığı klinikte uygulanır. Öncelikle göz bebeğiniz damlalarla genişletildikten sonra gözünüze uyuşturucu damla damlatılır.

Laser tedavisi loş bir odada uygulanır. Siz başınızı laser aletine yerleştirdiğinizde doktorunuz gözünüzün üzerine özel bir lens yerleştirir. Tedavi esnasında ışık parlamaları görebilirsiniz. Bu ışıklar rahatsızlığa neden olan bir acı ortaya çıkarabilir. Tedaviden sonra sizi evinize götürecek bir yardımcıya ihtiyacınız olacaktır. Göz bebekleriniz tedavi sonrası bir kaç saat boyunca büyük olacağından yanınızda güneş gözlüğü getirmenizde fayda vardır.

Günün geri kalan kısmında muhtemelen görmenizde hafif bir bulanıklık olacaktır. Eğer ağrınız olursa doktorunuz tedavi önerebilir.

Lazer tedavisi ve düzenli takip körlük riskini %90 oranında azaltabilmektedir. Ne yazık ki lazer tedavisi daha önceden kaybedilmiş olan görmeyi genellikle düzeltememektedir. Bu nedenle görme kaybını önlemenin en iyi yolu diyabetik retinopati tanısının erken dönemde konmasıdır.